18.09.2010 - İstanbul Plajları Sunumlarının Düşündürdükleri

Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

Bazılarınız benim denizi çok sevdiğimi biliyorsunuz. Çocukluk ve gençlik yıllarımda İstanbulda denize girecek birçok plajlar vardı. İstenirse birçok sahil bölgelerinde sandal da kiralanıp uygun yerlede denize girmek de mümkündü.

Sandal deyince bir kahramanlık öyküsü gibi hâlâ arada bir gündeme getirdiğim bir anım var: Bir defasında üç arkadaş, ben 17, diğer, ikisinden biri 15, biri 19 yaşlarındayken, 8 metre boyunda bir sandalla kürek çekerek Ayvansaray’dan Büyük ada karşısına Maltepeye kadar kürek çekerek gitmiştik.

1977’de 1980’de hâlâ İstanbulda denize giriliyordu. O tarihlere kadar Marmaris, Antalya , Kemer gibi tatil yöreleri pek ilgimi ve ilgimizi çekmiyordu. Ancak İzmir Fuarı’na katıldığımızdan Çeşme, Kuşadası gibi İzmir’in çevreleri konusunda bilgi sahibi olmuştuk. Elhasıl İstanbul’da benim denizlerim vardı, başka bir yer aramak aklımın ucundan geçmiyordu. Ne yazık ki şimdi o denizler ve o denizlerin insanları tarih oldu ve biz o tarihi hatırlamaya ve genç kuşaklara öğretmeeye çalışıyoruz.

Eski yıllardaki İstanbul Plajları hakkında zaman zaman sunumlar, resimler, yazılar almaktayız. Her şeyin en güzelini yapan, yalnız resimleri sıralamayıp açıklamalar ilâve eden ve de sunumuyla aynı zamanda bir mesaj veren Canerhan Tipi Beyin Mayıs 2010 tarihinde sunduğu PPS de bana 18 Eylül 2010’da ulaşmıştı. Ne yazık ki bu sitelere PPS formatlı sunumları alamıyoruz, veya ben öyle biliyorum. Bu nedenle Canerhan Beyin o güzel sunumu siteme dahil edemiyorum. İnternet’den bulabileceğinizi düşünüyorum.

Eski İstanbul Plajlarıyla ilgili sunumlarda, Canerhan Beyinki kadar zengin olmasa da, genelde biraz eksik, biraz fazla aynı resimlerin kullanıldığını görüyoruz. Açıklamalar değişik olabiliyor hatta bazen tereddüde de düşüren ifadeler de olabiliyor. . Ben de bazı hatırladıklarımı ilâve etmek istedim. Yani ben şimdi bildiğim tüm İstanbul Plajlarını anlatmıyorum, benimki sunumlara ilâveten birkaç söz.

Kumkapı’dan başlayayım. Bir slayttaki karede plajlar için yazılan bir şiirde ‘Kupkapı Plajları’nın ismi geçiyor. Benim çocukluğuda, diyelim ki 1945’li yıllarda, Kumkapı’da tren yolunun yanından dik bir duvar inerdi. Çok küçük bir sahil şeridi vardı. Kayalıktı, denizin içinde de yer yer kayalardan tepecikler vardı. Bir de takalar için iskele. Yani plaj denilecek bir şey yoktu.

Yenikapı’da çakıl taşlı bir sahil şeridi, tesisi olmayan tabii bir plaj vardı. Ama polis orada denize girmeyi zaman zaman yasaklar, hatta bazen denize girenlerin çamaşılarını toplar, alır giderdi. Ne yazık ki bu tabii plaj, sahil yolu yapılırken (zannederim 1957-60 yıllarında) yok oldu. Nice’deki herkesin rağbet ettiği çakıl taşlı plajı görünce farklı düşünce ve uygulamalarımız hep beni üzmüştür.

Bu sahil şeridi yer yer denize kumsal açılımlarla Florya’ya ve daha ötelere doğru uzanıyordu.

Floryada birçok plaj bir birini takip ederdi. En başta Güneş plajı, bazı küçük tesislerden sonra Büyük Belediye Plajı, onu takiben İsmini unuttuğum bir plaj, ve sonunda Haylayf plajı. Denizin üzerindeki Atatürk köşkü Belediye plajının hududundaydı gibi hatırlıyorum. Bütün bu plajların sahilden 200 metre açıklarında gibi, dubalar bulunurdu. Dubaların üzerinde gene metalden yapılmış üçgen şeklinde küçük bayraklar vardı. Dubaların tümü kırmızı renkteydi. Bayraklara gidelim derdik, en baştaki bayraktan başlayıp, Atatürk Köşkü’nün önünden geçip Haylayf pilafının son dubasına kadar ritmimizi değiştirmeden gider gelirdik.

Daha ilerde Menekşe plajı, küçük bir adanın üzerinde yer alıyordu. Küçük Çekmece köyüne girerken göl kenarında büyük bir park vardı. O parkta bir köşkün yanındaki kumsal bir alandan göle girip yüzüyorduk. Buraları net hatırlayamıyorum.

Kumburgaz önce gelişmiş sonra özelliğini kaybeder olmuştu.

Birçok slaytta Salacak plajı yer aldığı halde bazı sunumlarda atlandığını görüyorum. Salacak plajı sahilinden başka sırtında da tepeye uzanırdı. Tepede eskiden ‘Gazino’ dediğimiz bir bahçe ve müzik vardı. Moda Plajının sırtlarına benzerdi.

Kadıköy’de Moda’ya doğru uzanan rıhtımın kayalıklarından da çevrede oturanlar denize girerdi.

Moda plajları, Kalamış Koyu, Fenerbahçe, Dalyan Koyu, Caddebostan, Suadiye, Çatalçeşme, Bostancı, Küçükyalı. Bu sahillerde, yer yer küçük kayalıklar, yosunlar arasında, çoğu zaman deniz dibinin ışıldayan kumsalını, deniz yıldızlarını seyrederek kürek çektim, eşim ve çocuklarımla beraber her köşesinde yüzdüm. Kalamış koyunda ve Fenerbahçe’de beni yüzdürdükleri zaman 9 yaşındaydım

Dragos, Bayramoğlu adeta plaj şehirlerdi.

Kartalda Süreyya Plajı ve Belediye Plajı, Nizam plajı ve Dr. Erdem Tesisleri ve. Pendik’te ünlü Madolyon plajı.

Ortaköy’de Lido denilen yerde denizden suyu alınan havuz vardı ve ayrıca dileyen boğazda da yüzebilirdi. Bu mekânın ismi şimdi Reina.

Biz 1960’da Etiler’e gelmiştik. Etilerliler yani kadınlar da dahil Etilerliler Bebek parkının önünde denize girerlerdi. Benim de o zaman içten motorlu sandalım orada dururdu. Lakin ipini çek çek çalışmazdı. Açıktaki fenerin oralarda demirleyip yüzmeyi severdim.

1970 li yıllarda Sait Halim Paşa Köşkü’nün ve bitişiğindeki Carlton Oteli’nin sahilinden denize girilirdi. Her ikisinde de plaj kabineleri (tek bir kabine değil) vardı ve birinden diğerine geçilirdi. 1977’de kanlıca’ya geçinceye kadar biz de oraya dadanmıştı. Akşamları iskele yanınaki fırınan güzel şeyler alıp Yeniköy sahilinde oturmayı adet einmiştik.

Sarıyer’de Beyaz Park ünlüydü.

Rumeli Kavağından sonra, kumsal sahilde birkaç plaj bulunmaktaydı, ilki zannederim Elmas Kum idi, ilerleyince Altınkum Ordu Evi’inden önce geliyordu, halen var, daha sonra Ordu Evi plajları üç kumsal koyu kapsamaktaydı, halen duruyordur.

Kınalı ve Burgaz adalarının plajları, zaten adaların her tarafı tabii plaj.

Heybeli Ada Plajı hâlâ yerinde duruyor, bu plaja İnönü de gelirdi. Sunumda öğretmenler kampı olarak gösterilen yer bence bahsettiğim Heybeliada pilajıdır. Şimdi galiba Sadıkoğlu gibi bir ismi var.

Büyük ada’da Yörük Ali’den başka arada bir küçük plaj daha vardı, ismini unuttum. Büyükada’da büyük tur yaparsanız, Maden Karakoluna gelmeden önce Maden denilen bi mevkide biraz meyilli bir araziden denize doğru ilerlerseniz, harika bir koy vardır. Koy hiç şüphesiz yerinde duruyordur. Bir ara o bölgenin çöplük olduğunu işitmiştim. Dilerim bu yanlış bir bilgidir.

Adalarda klüplerin de tesisleri var. Ada plajları burada bitmiyor. Sedef adasını unutmayalım. O zaman Pendik’in önüneki Pavli adasını da hatırlamak lâzım.

Şimi isterseniz sunumları biraz özlem ve biraz elemle bir daha izledikten sonra bu yıl güneyde tatil yapacağınız yeri, ulaşım şeklinizi ayarlayınız ve bavullarınızı hazırlayınız.

Hepinize sevgiler.

5 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Oylama 5.00 (1 Oy)
comments