03.07.2011 - Tramvaylar, Konser Salonları, Beyoğlu'nda Genel Ev

Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

Bu gün güzel bir İstanbul PPS dosyası izledik. Bloglarıma PPS dosyası alamıyorum. Ama genel anlamda birkaç not yazmak istedim: Evvelâ şunu söyleyeyim, ben İstanbul 1960’a kadardı derdim. Bazı dostlarım ise İstanbul 1950’de bitti derlerdi. Bu PPS’yi yapan arkadaş bir çok bölümü benim gibi anlatmış. Bir iki şeyi düzelteyim. Edirnekapı-Taksim tramvayı yoktu. Edirnekapı- Bahçekapı tramvayı vardı. Bahçekapı ve Eminönü ilk hareket merkezlerindendi. Başka ilk hareket bölgeleri de vardı. Bu yerlerin bazılarında Plantonluk gibi bir isim verilen üniformalı görevlilerin oturduğu küçücük bürolar vardı. Atikali-Harbiye tramvayı da yoktu. Harbiye-Fatih vardı. Hatta bu isimde zannederim Peyami Sefanın mıydı bir romanı vardır (İhtiyar kafa her şeyi hatırlayamaz).

Saray sinemasında yalnız Münir Nurettin’in değil, her zaman yazıyorum, dünyanın en büyük kemancılarının ve pianistlerinin konserleri olurdu(anlatımı ayrı konu). PPS’yi yapan arkadaş bir nebze değinmiş ama yeterince bastırmamış. Bu gün Saray Sineması’nın yerindeki alış veriş merkezini görünce benim kuşağımdan kalan ve aynı zevkleri ve anıları paylaşanlar kahroluyor. Şan Sinemasında on beşte bir Münir Nurettin’in yönetiminde konser olur demiş doğru ama, bu konserler bir hafta geleneksel müzik, hatta folklorik müzik, bir hafta evrensel çok sesli müzik konserleri olarak yapılırdı. Bundan önceki konserler de o zamanki Taksim Belediye Gazinosu’unda yapılırdı. Taksim Belediye bahçesinde (bu günkü İntercontinenal Oteli civarında) akşamları Madam Lili keman çalardı.

Rahmetli arkadaşım Nedim Erağan’ın ‘Tamvaylı Günler ve Türkçe Tangolar’ isimli kitabını dostlarıma tekrar hatırlatayım. Evet Beyoğlu’nda pek çok sinema, büyük kitapçılar, Amerikan Kültür Merkezi (açık kütüphane) İnci ve Budak Pastaneleri, Ekspres ve Orman isimli bira içilip sosis yenilen, bira bardaklarının modeline ‘arjantin’ denilen lokaller ünlü Tokatlıyan vardı. Galatasaray Tünel arsında Tepebaşı istikametinde büyük pasajlar, yol boyu asil mağazalar Lebon ve Markiz pastaneleri, Hachette kitabevi vardı. Tabii ki İstanbul Beyoğlu’ndan ibaret de değildi. Bir de kolalı yakalı gömlek giymeden, kravat takmadan çıkılmazdı gibi kelimelerle çok fazla abartmayalım. Elbette genelde temiz bakımlı oldukça şık giyilirdi. Ama unutmayalım, İstiklâl caddesinin birkaç paralel altında, Abanoz sokağında İstanbul’un en büyük Genel Ev’i bulunuyordu.

Hepinize selamlar.

5 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Oylama 5.00 (1 Oy)
comments