17.04.2012 - Ertuğrul Özkök'ün Bir Yazısı Üzerine 'O Toplantıda Ben de Vardım...'

Sevgili Yakınlarım ve Dostlarım,

17 NİSAN 2012 ERTUĞRUL ÖZKÖK ‘ÜN YAZISI ÜZERİNE ‘O TOPLANTIDA BEN DE VARDIM’. Bugünkü, yani 17.Nisan.2012 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde ERTUĞRUL ÖZKÖK’ün ‘TÜRK MEDYASININ SON YEMEĞİ’ yazısının ikinci bölümü ‘KAYIP KASEDİN SIRRINI BİR TÜRLÜ ÇÖZEMEDİK’ başlığını taşıyordu. Bu ikinci bölüm aşağıda kopyasını koyduğum paragrafla bitiyordu. Bu paragrafta tarih de verilerek bir toplatıdan bahsediliyor. O toplantıda ben de vardım. Bu yazı bana hayatımın bir gününün tarihini verdiği için ilgilendim, sizleri çok ilgilendirmese de bazı konuları sizlerle paylaşmak istedim. Gene de içinde sizler de birşeyler bulacaksınız. Evvelâ yazının o bölümünü okuyunuz.

SADECE 5 GÜN SONRA O TRAJİK OLAY PATLADI. Bu 3 gazeteci 27 Ocak 1979 günü, Intercontinental Oteli'nin balo salonunda, TÜSİAD tarafından düzenlenen toplantıda yan yana oturdular, konuştular. Toplantının konusu “1979 yılına girerken Türkiye Ekonomisi idi. Salon hınca hınç doluydu. Birçok kişi toplantıyı ayakta izlemişti. Abdi İpekçi kalabalıklar önünde konuşmayı seven bir insan değildi. O gün belki de hayatında ilk defa kalabalık bir izleyici karşısında konuşmuştu. Ve bu son konuşması olmuştu. Çünkü, o toplantıdan sadece 5 gün sonra, bugün adını taşıyan sokakta öldürülecekti. 12 Eylül'ü tartışırken, yargılarken bu hatıraları da yeniden gözden geçirmekte fayda var. BANTLAR NİYE KAYBOLDU HİÇBİR ZAMAN ÖĞRENİLEMEDİ. Peki o gün neler konuşmuşlardı? Sözü Güngör Uras'a bırakıyorum: “TÜSİAD'ın her toplantısında konuşmalar o günlerin teknik imkânlarıyla banda alınır ve sonra bant çözümü yapılırdı. Teknik sorunlarla karşılaşmamak için iki farklı aletle kaydedilirdi. Çok ilginçtir ki, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu ve Nazlı Ilıcak'ın konuşmaları tamamlandıktan sonra bant kayıtları kayboldu. Bütün aramalarımıza rağmen ne kayıtlara ulaşabildik ne de bantların nasıl kaybolduğunu anlayabildik.

Toplantı 27 Ocak 1979’da yapılmış. Yani 33 yıl önce. Zaman ne kadar geçse bazı olayların canlı şahitlerine rastlanabiliyor. Toplantı İntercontinental Otelinde yapıldı. Taksim meydanındaki The Marmara Oteli o zaman İntercontinental. İşte size küçük bir bilgi. Bildiğim kadarıyla o günkü Türkiye’de ve de İntercontinental Oteli’nde yapılan devamlı grevler otelin o zamanki sahibini usandırdı ve çekip gitti. Toplantı TÜSİAD tarafından düzenlenmiş. Peki ben ne arıyorum orada? Birkaç kere Divan Oteli yanında gibi bir yerde TÜSİAD bürosuna uğradığımı hatırlıyorum. 1975-76’dan itibaren %63 gelir vergisi ödemeye başlayınca firmamın büyüdüğünü düşünüyordum herhalde.

( Özal’ın henüz müsteşarken başlattığı Garantisiz Ticari Borçlar uygulamasına kadar dayanmıştım. O zamanlar Türkiye’den tüm ticari döviz transferleri Merkez Bankası tarafından yapılırdı. Ama önce tahsis belgesi almak için Merkez Bankasına teminatlar yatırılır, Ankaraya evraklar gider gelir, bu işlemler bazen seneler sürerdi. Uzatmayayım, sonunda dış satıcıya ödeme yapılması için mal bedeli bankanıza yatırılır ve döviz transferi beklenirdi. O günlerde 3 yıl dış ödeme yapılmadı. Ancak peşpeşe devalüasyonlar yapılıyor, ve malı gümrükten çektikten kısa bir süre sonra bedelini yatırma izniyle ithali yapılmış ve satılmış malların bedelleri için her devalüasyonda Merkez Bankasına hasıl olan kur farkının yatırılması gerekiyordu. Yatırmazsanız ne olur? Kambiyo suçu olur ağır cezaya gidersin. İşte biz bu kur farklarını yatıra yatıra zaten küçülmüştük, ama Özal bozuk bir lisanla yazılması yanında anlaşılması da güç olan bir tebliğle tüm bu bekleyen ödemeleri Garantisiz Ticari Borç olarak kabul edildiğini ve Devlet ‘in bu meblağları ödemeyeceğini açıkladıktan sonra büyüdüğümü düşünecek durumda değildim)

TÜSİAD’a üye olmamıştım ama, bu kuruluşun galiba bir uygulaması vardı. Bazı firmalara bilgi gönderiyordu. Hatırladığım kadarıyla her ay ‘GÖRÜŞ’ ismini taşıyan bir küçük broşür gönderirlerdi. İşte bu toplantıyı da herhalde haber vermişler, belki davetiye göndermişlerdi.

Salonda ayakta duranlar var mıydı? Gözümün önüne bu konuda hiçbir resim gelmiyor. Ben oturuyordum. Abdi İpekçi’nin yazılarını 1960’lardan beri izlerdim. O yıllarda, yani 1960’larda ülkemizde bazı dalgalanmalar olurdu. Abdi İpekçi o yıllarda çok genç olmasına rağmen Milliyet Gazetesi’ndeki yazılarda birçok olayın perde arkasını açıklıkla yazardı. 17 Nisan 1979 günü sakin bir konuşma yaptı. Hatırladığım kadarıyla o günlerdeki toplum içindeki kavgayı gelir dağılımındaki eşitsizlikle açıklıyordu. Kesin hatırladığım, konuşmasını beğendiğim, ama toplumdaki kavganın teşhisine bir dereceye kadar hak vermekle beraber tamamen katılmadığım.

O toplantıda başka kimler vardı? Şimdi size başka bir bilgi vereyim. O günlerde Ecevit hükümetini kurarken Meclisten güven oyu alabilmek için partisinin dışında 11 kişiye bakanlık vermişti. Bunlar ilginç kişilerdi. Hükümet kurma çalışmaları devam ederken Edirne hududundaki tırların yeni hükümetin kurulmasını ve bu kişilerin bakan olmasını beklediğine dair söylentiler çıkmıştı. İşte o bakanlardan biri veya üçü de o toplantıdaydı. İsmini şimdi hatırlamadığım bir tanesinin dik saçları vardı. Onlara küçümsüyen bir gözle baktığımı hatırlıyorum. O toplantıda Uğur Mumcu ve Nazlı Ilıcak’ın bir konuşma yaptıklarını hiç hatırlamıyorum. Yalnız yakın masalardan birinde oturan sarışın genç bir hanımın güzel Fransızca konuşması dikkatimi çekmişti. O yıllarda daha çok bazı Fransız fabrikalarının Türkiye distribütörü olarak çalışıyordum. İçimden işte bana böyle bir sekreter hanım lâzım diye düşünmüştüm. Sonradan o hanımın isminin Nazlı Ilıcak olduğunu öğrenmiştim.

Abdi İpekçi’nin ölüm haberi geldiğinde o gün gördüğüm efendi insanı düşünmüştüm. O konu ne zaman geçse gene o günü hatırlarım. Hepinize sevgiler.

5 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Oylama 5.00 (1 Oy)
comments